Bitmeyen oyunlar…

Sporda dünyanın her tarafında aynı anda sayısız oyun, organizasyon ve şampiyona var... Her ülkede, ortalama 60 branşta, her yaş kategorisinde, erkek ve kadın sporlarında müsabakalar var...

Ülkede seçilen sporcular, uluslararası organizasyonlarda milli takım olarak, temsil vazifesi görür... Ferdi ya da takım oyunlarındaki müsabakaların dışında kulüp takımlarının da Avrupa ve Dünya Şampiyonaları yapılır...

Dünyanın en üst düzey organizasyonu kuşkusuz, yaz ve kış olarak her dört yılda bir yapılan Olimpiyatlar...

Ayrıca gençlik, yaz ve kış olimpiyatları, iki yılda bir yapılan üniversite yaz ve kış oyunları, Commonwealth, Akdeniz ve Karadeniz gibi bölgesel oyunlar ile daha önce gençlik kategorisinde icra edildiği halde, artık takvime yakın tarihte giren kıta oyunları...

Yani, bugün Beyaz Rusya’nın Minsk kentinde devam eden Avrupa Oyunları gibi.

***

Son Avrupa Oyunları, 2015’te, kardeş ülke Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılmıştı, şimdi de Minsk’te...

Biz Bakü’de gerçekleştirilen oyunların sonucundan bile memnun değilken, bugün Minsk’te, şu ana kadar alınan sonuçlara nasıl bakacağız?..

Madalya sıralamasında ilk 30’un dışında kalan koca bir ülkeyiz,  ne yazık ki... Tarihimizin en kısır organizasyonlarından birini yaşıyoruz, maalesef... Şehir devletleri ve kolonileri saymazsak,  topu topu sağlam 20 ülke bile yok Avrupa’da...

Monte Carlo’dan oluşan Monaco, San Marino, Faroe Adaları, Liechtenstein gibi, Türkiye’de kasaba muamelesi gören devletlerle, aynı kategoride yer almak, bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük, bir o kadar da hakaret, normalde...

İngiltere, Rusya, Almanya, İtalya, Fransa, İspanya ile yarışması gereken Türkiye, bugün, Hollanda, Polonya, Avusturya ve Macaristan’ı bırakın, kardeş Azerbaycan’a da artık hep geçiliyoruz, bunu da hazmettik de, Ermenistan’ın da gerisinde kalıyorsa, diyecek söz bulamıyoruz... Türkiye, böyle bir hezimeti, ne yazık ki hak etmiyor.

Bu konuyu, daha sonra detaylı bir şekilde ele almak üzere bırakıyor, gündemdeki diğer olaylara geçiyoruz...

***

Türkiye Futbol Federasyonu, Süper Lig’in yeni adının, Cemil Usta olmasına karar verdi. Beşiktaş’ın efsane Başkanı Süleyman Seba ile başlayan, TFF Başkanı Hasan Doğan ile devam eden isimlendirmede, araya bir futbolcu girdi.

Galatasaray’ın efsane kaptanı ve kalecisi Turgay Şeren, Gençlerbirliği’nin asırlık çınarı, Başkan İlhan Cavcav ve Fenerbahçe’nin efsane golcüsü Lefter Küçükandonyadis’le nihayetlenen isimlere, bu sefer de diğer büyük, Trabzonspor’a sıra geldi...

Bordo-Mavili camianın Süper Lig’e çıkması ve 2. yılında şampiyonlukla kucaklaşmasındaki efsane kadronun kaptan, Cemil Usta adı, doğrusu lige çok yakıştı...

1975-76 sezonunun şampiyonu Trabzonspor, milli Kaptanı Cemil Usta’yla ikinci defa ipi göğüslemiş ve futbolda şampiyonluğu Anadolu’ya taşıyan ilk kulüp olmuştu...

Kaleci Şenol, geri dörtlüdeki Turgay, Necati, Kadir, Cemil, orta sahada Hüseyin, ileri üçlüde Ali Kemal Necmi Ahmet olmak üzere ilk 11’den tam 9 oyuncusu A Milli Takım’da forma giymişti...

Cemil Usta, “Trabzonspor kaptanı, para için kulübünü bırakıp başka bir takımda, başka bir kaptanın arkasında yürümez” diyerek hiç bir takıma transfer olmadan, çok gençken, 27 yaşında, Bordo-Mavi camiaya veda etmişti...

Spor Toto Cemil Usta Süper Lig’i, Türk futboluna hayırlı olsun. Kazasız belasız, sabıkasız olaysız, kavgasız gürültüsüz, centilmence geçen, ahlaki değerlerin en üst seviyeye çıktığı, başarı dolu, verimli, hem Milli Takım, hem de kulüp takımlarımızın fırtına gibi estiği bir sezon olmasını diliyoruz...

***

Türk sporunun, şiddetle mücadele için muhteşem bir yasası vardı. 2004 yılında çıkardığımız 5149 sayılı yasa, dünyadaki en güzel örnekleri incelenerek ve Türkiye’deki eğitimi de kapsayan, sıkıntıyı, en iyi şekilde giderecek, orantılı, dengeli, bir yasaydı...

Yıllarca başarıyla uygulandı, kimseye, taviz verilmedi, hiç bir sorun çıkmadı. Şike ve Dopingle Mücadele Kanunu eklenirken, 5149, ciddi şekilde sulandırıldı. Sonra da Şike Yasası ve dolayısıyla şikeyle mücadele de sulandırıldı. Şikeyle Mücadele Yasası, “Sahaya yansımamıştır” yorumuyla, neredeyse “şikeyi teşvik yasası”na dönüştürüldü...

Dolayısıyla “sporun güzelleşmesi”, seyir zevkinin artırılması ve ahlaklı bir oyun olarak topluma, milletlere ve devletlere katkı sağlaması için geliştirilen ne kadar düzenleme varsa hepsi sulandırıldı, amacından saptırıldı ve bugün, milletimiz ve ülkelerin üzerinde oynanan bir savaş oyununa çevrildi...

Bu da “Bitmeyen Oyunlar”ın bir parçası...

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.