Emekleme bitti adım atmalıyız!

   Geçen hafta Kurban Bayramı tatili vesilesiyle üniversiteden yakın arkadaşımla ufak bir tatil kaçamağı yaptık. Özel sektörde Yenilenebilir Enerji ve Kaynak Verimliliği alanında çalışan Enerji Mühendisi Ahmet Çelik ile sohbet ettik. Malum yol uzun olunca sektörden ve Türkiye’nin enerji yol haritasından bahsettik. Altını çizmemiz gereken o kadar çok konu vardı ki aralarından bazılarını sizler için toparladım.

      Önümüzdeki dönemde sanayide enerji ve ham madde fiyatlarındaki artış nedeniyle mevcut iç tüketimi kontrol altına almak ve azaltmayı sağlayacak yatırımların daha dikkat çekici hale gelmesini beklediğini söyledi. Kendisine şu soruyu sordum  ‘Peki burada tüketimi azaltmak için neler yapıyoruz? Bilinçli miyiz, destekçi miyiz yoksa biz böyle iyiyiz algısı mı var?’ dediğimde çalıştığı projelerden tecrübelerini paylaşarak “Tesisler, enerji tüketimlerini azaltmaya yönelik öncelikli olarak iki şekilde düşünebilirler: enerji tüketen eski teknoloji makine/ekipmanlarını yeni verimli olanları ile değiştirmek ve/veya mevcut enerji tüketimlerini enerji izleme, otomasyon gibi uygulamalarla kontrol altına almak. Bu bakış açılarını, öz tüketime yönelik yenilenebilir enerji yatırımları ile birlikte düşündüğümüzde sürdürülebilir bir yapı kurulmaya hazır hale geliyor.’’ dedi. Net çok net bir cümle. O esnada bunun için gerekli olan donanımlı ve destekleyici sanayicilerimiz var mı dediğimde beklemediğim bir cevap aldım. Cevap olarak “hem var hem yok” dedi. “Sadece bugünü düşünen, tamamen üretimi artırmaya yönelik planlamalar yapan, tesiste yapılabilecek ve ileriye taşıyacak her türlü iyileştirme ve gelişmeleri göz ardı edenlerin gelişen ve globolleşen dünyada rekabet ederken zorlanacakları ortadadır. Hatta bununla ilgili çarpıcı bir örnek de verebilirim. Enerji ve kaynak verimliliği ile alakalı olarak bir uzman istihdam etmeyen tesisler; tamamen üretim kapasitesini artırmaya odaklanır ve bununla ilgili olarak devamlı çok ciddi kapasite artışı yatırımları yaparlar. Bu yatırımları hayata geçirirken uzun vadede alınan finansal riskleri ve borçlanmayı pek umursamazlar. Halbuki mevcut tüketimlerini azaltmaya yönelik hazırlanan geri ödeme süreleri çok kısa olan projeler, uzun vadede çok ciddi kazançlar ortaya çıkaracaktır. Bununla birlikte, birim ürün başına harcadıkları enerji yada kullandıkları su miktarı azalırken, piyasada yaşanacak dalgalanmalardan daha az zararla çıkarak daha da rekabetçi hale geleceklerdir. Yani tam anlamıyla sürdürülebilirliği sağlamak adına benim de kişisel fikrim olarak çok büyük önem arz ettiğini düşündüğüm kaynak verimliliği başlığı altında enerjinin yanı sıra ham maddenin ve suyun verimli kullanılması, bununla birlikte de atık yönetiminin doğru uygulanması sürdürülebilir bir yapının kurulmasına olanak sağlamış olacaktır.” Kulağınıza çok teknik gelebilir ama doğa bizi doğru yola yönlendirerek soruları cevaplamamıza itiyor. Sizce de öyle değil mi? Peki önümüzdeki dönemde neler olacak piyasada veya sanayi alanında? “Sanayide sürdürülebilir ekonomiyi sağlayabilmek için, kaynakların verimli kullanılmasının çevresel ve ekonomik faydaları artarak devam edecek. Ayrıca Endüstri 4.0 ve Yapay Zeka ile birlikte dünyada endüstri çok farklı yerlere doğru ilerleyecektir. Hem bu gelişmelere ayak uydurmak hem de çevre koruma bilincimizi artırmak için atılacak adımlar çok fazla ve biran önce bu adımları atmaya başlamalıyız.” Daha fazla tüketmek yerine daha kaliteli ve yarını düşünerek adım atılmalı.

        Ahmet arkadaşıma bu güzel sohbeti için teşekkür ediyorum. Genç mühendis arkadaşlarım ve sevdiğim ülkem ayak uydurmak gereken bir dünya düzeni var biz bu düzene ortak olmak isterken siz neredesiniz?

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.