Sağlık hizmeti alırken vatandaşın cebinden çıkan para azalacak

Sağlık Bakanı: Özellikli sağlık hizmetlerinden alınan farkın azaltılması veya kaldırılması yönünde yapacağımız uygulamalar neticesinde sağlık hizmeti alırken vatandaşımızın cebinden çıkan harcamaları daha da aşağıya çekmeyi hedefliyoruz

Sağlık hizmeti alırken vatandaşın cebinden çıkan para azalacak
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Özellikli sağlık hizmetlerinden alınan farkın azaltılması veya kaldırılması yönünde yapacağımız uygulamalar neticesinde sağlık hizmeti alırken vatandaşımızın cebinden çıkan harcamaları daha da aşağıya çekmeyi hedefliyoruz." dedi.
 
Koca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sağlık Bakanlığının 2019 yılı bütçesinin sunumunu yaptı.
 
Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı, bağlı ve ilgili kuruluşları tarafından gerçekleştirilen icraatlar ile 2018 yılına ait hizmetler hakkında bilgi veren Koca, Türkiye'nin bir taraftan artan nüfusu ile dinamik bir yapı gösterdiğini diğer taraftan yaşam süresinin uzamasıyla daha fazla yaşlı nüfusa sahip olduğunu söyledi.
 
Koca, yaşla birlikte ortaya çıkan hastalıklar nedeniyle ayaktan ve yataklı hasta hizmeti arzında da artışa ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.
 
Son yıllarda yapılan çalışmalarla, Türkiye'de sağlık hizmetine erişemeyen vatandaşın kalmadığı, yapılan yenilik ve uygulamaların da tüm ülkeler tarafından ilgiyle izlendiği değerlendirmesinde bulunan Koca, Bakanlık olarak insanı temel alan sağlık politikasının izlenmeye devam edileceğini vurguladı.
 
Bakan Koca, şu anda 894 hastane, 7 bin 950 aile sağlığı merkezi, 2 bin 700'e yakın 112 acil sağlık istasyonu ve 171 Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ile hizmet verildiğini anlattı.
 
Koca, bir milyonu bulan sağlık personeli ile 80 milyonu aşkın kişiye hızlı ve kaliteli sağlık hizmeti sunduklarını söyledi.
 
- "100 bin kişiye 186 hekim düşmektedir"
 
Türkiye'nin uluslararası kıyaslamalarda hekim sayısı açısından geride olduğunu dile getiren Koca, "İstatistikler, hekim ihtiyacımızın daha uzun süre devam edeceğini göstermektedir. Hekim sayımızı OECD ülkeleri ile karşılaştırdığımızda nüfus başına düşen hekim sayısının düşük olduğu dikkat çekmektedir. 100 bin kişiye 351 hekimin düştüğü OECD ortalamasına karşı ülkemizde 186 hekim düşmektedir. Yine OECD ülkelerinde ortalama 100 bin kişiye bin 25 ebe ve hemşire düşerken, ülkemizde ancak son yıllarda 272'ye ulaşılmıştır." bilgisini verdi.
 
Koca, 2003 yılında uygulanmaya başlanan sağlık politikaları hakkında açıklama yaparak, şunları kaydetti:
 
"Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla içindeki paya göre sağlık harcamalarımız gelişmiş ülkelerin altında olmasına rağmen, en kapsamlı sağlık hizmeti sunan ülke konumundayız. Sağlıkta sürdürülebilirliği sağlamak için, maliyetleri kontrol edecek, verimliliği arttıracak çok yönlü politikalar izlemekteyiz.
 
Türkiye dışında birçok ülkede bir taraftan sağlık harcaması artarken diğer taraftan sağlık güvencesinin kapsamı daralmaktadır. OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında kişi başı Kamu Cari Sağlık Harcaması, OECD ülke rakamlarının oldukça gerisindedir.
 
OECD sağlık verileri ve Avrupa Komisyonu Raporlarına göre, memnuniyet değerleri ile harcama verilerinin karşılaştırıldığı ülkeler içinde, Türkiye yaptığı sağlık harcamasına göre, sağlık hizmetlerinden en üst seviyede memnuniyet elde eden ülkedir."
 
Bakan Koca, Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın hayata geçtiği 2003 yılından bu yana Türkiye'nin temel sağlık göstergelerinin önemli ölçüde iyileşirken, cepten yapılan sağlık harcamalarında ciddi miktarda azalma gerçekleştiğini vurguladı.
 
Anne ölüm oranının yüz bin canlı doğumda 64'ten 14,6'ya, bebek ölüm hızı bin canlı doğumda 31,5 ten 6,8'e düştüğünü, doğumda beklenen yaşam süresinin ise 72,5'ten 78'e çıktığı bilgisini paylaşan Koca, yaşam süresinin uzaması yaşlı nüfus oranının arttığına ve bunun birey başına sağlık hizmet maliyetini yükselttiğini belirtti.
 
Doğumda beklenen yaşam süresinin 2002'de 72,5 yıl iken günümüzde bu beklentinin 78 yıla çıktığını anlatan Koca, Türkiye ekonomik olarak orta-üst gelir grubu bir ülke olmasına rağmen doğumda beklenen yaşam süresinin bu grup ülkelerin ortalamasının üstüne çıktığını söyledi. Koca, "1990 yılından bu yana yürütülen ısrarlı çalışmalarla, dünyada çocuk ölüm hızını en hızlı düşüren üçüncü ülkeyiz. 2002'den sonra bu düşüş çok daha belirgin hal almıştır." diye konuştu.
 
Anne ölüm oranının yüz binde 64'ten 14,6'ya indirildiğine de işaret eden Koca, bunun daha da düşürülmesi için çalışmaların devam edeceğini bildirdi.
 
- "Özellikli hizmetlerin yaygınlaştırılmasıyla memnuniyetin artmasını bekliyoruz"
 
Cepten yapılan sağlık harcamalarına ilişkin de açıklama yapan Koca, "Cepten yapılan sağlık harcamalarının oranı dalgalanma gösterse de Genel Sağlık Sigortası'nın devreye girmesi ve vatandaşlarımızın tamamına yakınının sağlık güvencesi altına alınması ile bu oran yüzde 16'lar seviyesine kadar inmiştir. Özel hastanelerde kanser vakalarında ve yoğun bakımlarda fark alınmasına son verilmiştir. Bunun gibi özellikli sağlık hizmetlerinden alınan farkın azaltılması veya kaldırılması yönünde yapacağımız uygulamalar neticesinde sağlık hizmeti alırken vatandaşımızın cebinden çıkan harcamaları daha da aşağıya çekmeyi hedefliyoruz." diye konuştu.
 
Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranının hızla yükseldiğine işaret eden Koca, "Sağlık insan gücü arttırılarak sağlık çalışanlarımızın üzerindeki iş yükünün azaltılması, aile hekimi başına düşen nüfusun azaltılması, yeni ve modern hastanelerin hizmete alınması, kurulması planlanan mükemmeliyet merkezleri, inme, obezite ve onkoloji merkezi gibi özellikli hizmetlerin yaygınlaştırılması ile memnuniyetin daha da artmasını bekliyoruz." ifadelerine yer verdi.
 
- " Koruyucu ve temel sağlık hizmetleri bütçesi 18 milyar 66 milyon TL'ye çıktı"
 
Koca, Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın ikinci döneminde verilen sağlık hizmetlerinin çeşitlendirilmesi ve kalitesinin arttırılması üzerine çalışmalar yapıldığını anımsattı.
 
Koruyucu hizmetleri öncelediklerini belirten Koca, "Koruyucu ve temel sağlık hizmetleri için ayrılan bütçe 2002-2018 döneminde 3 kat artarak yaklaşık 14 milyar TL'ye ulaşmıştır. 2019 için bu konuda ayrılan bütçe miktarı 18 milyar 66 milyon TL'ye çıkarılmaktadır." diye konuştu.
 
Doğum öncesi anne adaylarını en az bir kere kontrol oranının yüzde 99'a ulaştığını aktaran Koca, artık hastane doğumlarının tamamının bebek dostu hastanelerde yapıldığını, bebek başına izlem sayısının yılda 8,5 ile gelişmiş ülkeler seviyesinde olduğunu söyledi.
 
Erken teşhis ve tedavi ile kalıcı sakatlığın önüne geçmek için bebeklerde fenilketonüri, işitme bozukluğu, kistik fibrozis, hipotiroidi, biyotidinaz eksikliği taramalarında başarı oranının da yüzde 99 seviyesine kadar ulaştığını dile getiren Koca, çok sayıda tarama çalışması sonucunda yılda ortalama 7 bin çocuğun erken tanıyla hastalıkların olumsuz etkilerinden korunduğuna dikkati çekti.
 
Koca, "Kalıtsal Hastalıklarda Tarama Programları ile ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olmalarına yardımcı olacağız." diye konuştu.
 
- "Nüfus büyüklüğüne oranla aşılama başarısında dünya lideriyiz"
 
Aşının sadece yapılan bireyin değil toplumun bütününün ve gelecek nesillerin de sağlığını korumak için en önemli araç olduğuna işaret eden Koca, "Genişletilmiş bağışıklama programı çerçevesinde 13 antijen ile en geniş aşılama programı uygulayan ülkeler arasındayız. Nüfus büyüklüğüne oranla aşılama başarısında dünya lideriyiz. Aşılama konusunda yıllardır süregelen ısrarlı politikamızı sürdürme kararlılığındayız." vurgusunu yaptı.
 
Koca, "Bağışıklama ve anne-çocuk sağlığı hizmetlerinin yanında artık aile hekimlerimizin kronik hastalık yönetiminde de etkinliğini artırıyoruz. Son 2 ayda 6 milyona yakın vatandaşımızı sağlık riski taramasından geçirdik." bilgisini verdi.
 
Bakan Koca, Sağlıklı Hayat Merkezleri sayısının 193'e çıkarıldığını ve bu merkezlerde 16 ayrı başlık altında destek sunulduğunu ifade etti.
 
Obezitenin Türkiye'de önemli bir sorun halini aldığına işaret eden Koca, bu artış eğiliminin durdurulmasını hedeflediklerini kaydetti. Koca, "Çocuklarımızda da obezite sıklığı artmaktadır. Yapılan araştırmalarda her 4 çocuğumuzdan birinin fazla kilolu veya obez olduğu görülmektedir. Mevcut obezite merkezine 2019 yılında 30 tane daha eklemeyi hedefliyoruz." bilgisini verdi.
 
- "Diyabette artış eğiliminin 2025'e kadar durdurulmasını hedefliyoruz"
 
Koca, Türkiye'nin diyabet sıklığında OECD ülkeleri arasında 2. sırada yer aldığını belirterek, "Diyabette artış eğilimini Türkiye Diyabet Kontrol Programı ile 2025'e kadar durdurmayı hedefliyoruz." dedi.
 
Diyabet Okulları'ndan diploma alan hasta sayısının 2018'de 51 bine ulaştığını kaydeden Koca, sağlıklı hayat merkezlerinde diyabet hastalarının yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik faaliyetler yürütüleceğini, aile hekimlerince risk grubundaki tüm nüfus taranarak diyabet tanısı almamış hastaların tespit edileceğini ve bunların birinci basamakta takiplerinin sağlanacağını söyledi.
 
"Sağlığı Geliştiren Belediyeler (SAGEB) Platformu"nu kurulacağını aktaran Koca, ayrıca okul kantinlerinde besleyici değeri düşük gıdaların satışının engellendiğini anımsattı. Koca, "Okul Gıdası logosu ile okullarda satışı yapılabilecek gıdaları belirliyoruz. 2017'de yaklaşık 5 bin olan beslenme dostu okul sayımızı 9 bin 500'e çıkardık." diye konuştu.
 
"Aşırı Tuz Tüketimi Azaltma Programı"nı yürüttüklerini hatırlatan Koca, "Günlük tuz tüketimimiz kişi başı 12 gramdan 10 gramın altına düşse de henüz Dünya Sağlık Örgütü'nün tavsiye ettiği 5 gramın iki katıdır. Bu seviyeyi düşürebilmek için gıda sektörü ile birlikte tuz azaltma yol haritamızı oluşturduk. Bunu lokantalarda da gerçekleştirmek üzere ilgili sivil toplum örgütü ile çalışıyoruz." açıklamasında bulundu.
 
Koca, "Ulusal Beslenme Konseyi" kurulması için çalışmalarının da tamamlandığını bildirdi.
 
- "Ücretsiz ilaç imkanımızdan 893 bin vatandaşımız faydalandı"
 
Tütünle mücadele sayesinde tütün kullanım oranında anlamlı azalış yakalandığını vurgulayan Koca, şu değerlendirmede bulundu:
 
"Bu konudaki çabanın en ufak zayıflık göstermesi kullanım oranında artışa yol açmaktadır. Sigara kullanımının azaltılması ve pasif içiciliğin engellenmesi için denetim faaliyetlerimizi iller arası çapraz denetim uygulaması ile güçlendirdik.
 
Çağrı merkezimizde günlük ortalama 4 bin çağrı karşılanmaktadır. 2018 yılında sigarayı bırakmak için arayan her 5 kişiden birinin sigarayı bırakması sağlandı. Ücretsiz ilaç imkanımızdan ise şimdiye kadar 893 bin vatandaşımız faydalandı.
 
Tütün Kontrolü için yol haritamızı belirleyen Eylem Planımızı yayınladık. Sağlık Komisyonunda geçtiğimiz hafta kabul edilen kanuni düzenleme bu konuda elimizi çok güçlendirecek uygulamalar içermektedir."
 
Koca, Sağlıklı Hayat Merkezleri'nde görev yapan tüm psikolog, sosyolog ve hekimlerin 2019 yılında Bağımlılıkla Mücadele Eğitim almasının sağlanacağını ifade ederek, "ALO 191 Uyuşturucu İle Mücadele Danışma ve Destek Hattımızla bugüne kadar 173 bin kişiye hizmet verdik." dedi.
 
Personelin hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla "Psikososyal Destek, Çocuklara yönelik "Psikososyal Koruma, Önleme ve Krize Müdahale Programlarını yürütüldüğünü de ifade eden Koca, "Davranışsal Bağımlılıkla Mücadele Eylem Planını da faaliyete geçiriyoruz." açıklamasında bulundu.
 
- "Sıtmayı elimine etme aşamasındayız"
 
Bakan Koca, 2018'de 7 milyon kişiye uluslararası kabul görmüş tarama programlarının uygulandığını aktararak, 15 bin kadar kanser vakasının erken teşhis edildiğini söyledi.
 
2019 yılında 202 olan KETEM sayısının 285'e çıkarılarak 8 milyon kişiye ulaşılmasının hedeflendiğini belirten Koca, mobil sağlık hizmetleri kapsamında da 2018 yılında 605 ekiple 1 milyon 245 bin kişiye hizmet götürüldüğünü anlattı.
 
Koca, bulaşıcı hastalıkları da takip ettiklerini dile getirerek, konuşmasına şöyle devam etti:
 
"Herhangi bir vakayı ve sebebi cadde/sokak seviyesinde tespit edebilecek kapasiteye ulaştık. Erken Uyarı Cevap Sistemimiz sayesinde yıl içerisinde 2 bin 185 olaya müdahale ettik.
 
Tarım ve Orman Bakanlığımız ile el ele vererek Türkiye Zoonotik Hastalıklar Milli Komitesi'ni yeniden yapılandırdık. Ülkeler arası insan hareketinin çok artmasına rağmen bulaşıcı hastalıklarla mücadelede önemli başarılar elde ettik. Sıtmayı elimine etme aşamasındayız. Avrupa ülkelerinde büyük sayılara ulaşan kızamık salgınlarından vatandaşlarımızı korumak için gerekli önlemleri alarak vaka sayımızı asgari düzeyde tutuyoruz. Son günlerde sınırlı olsa da artan kızamık vakalarının önemli bir kısmı Ortadoğu, Kafkaslar ve Avrupa ülkeleri kaynaklıdır. Özellikle turizm bölgelerimizde çalışan otel personeli ile yabancılara yönelik aşılama ve kök-neden analizi çalışmaları devam etmektedir."
 
Bulaşıcı olmayan hastalıklarla mücadele kapsamında ortak eylem planları yapıldığını belirten Koca, "2025 yılına kadar kalp ve damar hastalıkları, kanser, diyabet veya kronik akciğer hastalıklarına bağlı 70 yaş altı erken ölümleri yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz." dedi.
 
Koca, sunumunda ayrıca yaklaşık 50 bin içme suyu deposunun 36 binine otomatik klorlama cihazı taktırıldığı bilgisini vererek, kalan 14 bin su deposuna 2019 sonuna kadar cihazların takılmasının hedeflendiğini kaydetti.
 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "2018 yılı içerisinde 5 milyon vatandaşımıza ambulanslarımızla müdahale ederek sağlık tesislerimize naklini gerçekleştirdik, 4 bin 900 olan ambulans sayımızı 2019 yılında 5 bin 300'e çıkarmayı hedefliyoruz." dedi.
 
Koca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sağlık Bakanlığının 2019 yılı bütçesinin sunumunu yaptı.
 
Türkiye'de sığınmak durumunda kalan geçici koruma altındakilere 29 ilde 173 Göçmen Sağlığı Merkezinde, 688 sağlık ekibi ile hizmet verildiğini anlatan Koca, Hudut ve Sahiller Sağlık Hizmetleri kapsamında da halk sağlığı risklerinin Türkiye'ye girmesini önlemek amacıyla uluslararası giriş noktalarında gerekli her türlü sağlık tedbirinin alındığını söyledi.
 
Koca, yurt dışına giden kişilere verilen seyahat sağlığı hizmetinin yaygınlaştırıldığını anlatarak, Türk ve yabancı gemi adamlarına uluslararası standartlara uygun sağlık sertifikasyon hizmeti verildiğini belirtti.
 
Türkiye'nin tamamını kapsayan Acil Sağlık Hizmetleri organizasyon yapısını kurduklarını da anımsatan Koca, "2018 yılı içerisinde 5 milyon vatandaşımıza ambulanslarımızla müdahale ederek sağlık tesislerimize naklini gerçekleştirdik, 4 bin 900 olan ambulans sayımızı 2019 yılında 5 bin 300'e çıkarmayı hedefliyoruz. Yaptığımız çalışmalarla 2002 yılından bu zamana kadar ambulans başına düşen nüfusu 106 binden 17 bine indirerek vatandaşımıza daha etkin sağlık hizmeti vermeyi başardık. Önümüzdeki yıl yeni 112 istasyonları açarak istasyon sayısını 2 bin 795'e çıkaracağız." diye konuştu.
 
- "42 bin hasta hava ambulansıyla hastanelere nakledildi"
 
Hava ambulansı hizmetinin de ülke genelinde yaygınlaştırılacağını anlatan Koca, şunları kaydetti:
 
"2018 yılı içinde 2 ambulans uçağımızı 4'e, 17 helikopterimizi 19'a çıkararak ülkemizin tamamına hizmet verir duruma geldik. 2008 yılından günümüze kadar hava ambulansları ile 42 bin vakanın naklini gerçekleştirdik. 2007 yılından itibaren 6 deniz bot ambulans ile 16 bin vakanın naklini gerçekleştirdik. Tüm vatandaşlarına hava ambulansı hizmetini ücretsiz olarak sunan tek ülkeyiz.
 
Afet ve Acil Durumlarda Sağlık Hizmetleri'ni yürütmek üzere kurulmuş olan Ulusal Medikal Kurtarma Ekiplerinin faaliyetlerini hepimiz biliyoruz. Bu çerçevede tamamı gönüllü 9 bin 443 sağlık personeli yetiştirdik. Böylece ülkemiz dünyanın en büyük Ulusal Medikal Kurtarma Ekibine sahip oldu. Başta güvenlik harekatları olmak üzere bir çok ulusal ve uluslararası operasyonu başarıyla gerçekleştirdik.
 
Acil Sağlık Eğitim Projesi kapsamında sadece yurt içinde değil yurt dışında da acil sağlık hizmeti sunan birimlerimiz, bugüne kadar 22 ülkeden gelen 647 sağlık personeline acil sağlık ve afetlerde sağlık hizmeti kapasitesini geliştirmek üzere eğitim vermiştir. Afet ve Acil Durumlarda Yurtdışı Sağlık Hizmetleri kapsamında, 2018 yılı içerisinde, Myanmar'da 1 adet, Yemen'de 2 adet 50'şer Yataklı Ağır İklim Sahra Hastanesi kurduk."
 
Koca, Zeytin Dalı Harekatı'nda sınır hattında kurulan acil müdahale istasyonlarında, gerek cephede gerek cephe gerisinde Silahlı Kuvvetlerin sağlık hizmeti ihtiyacını karşılamak suretiyle büyük bir başarıya imza attıklarını da ifade ederek, "Bin 40 Ambulans Ekibi ve 994 UMKE personeli olmak üzere 4 bin 114 sağlık personeli görevlendirdik. Halen bu bölgede 21 Ambulans ekibi ve 12 UMKE personeli olmak üzere 75 personel ile sağlık hizmeti sunumuna devam ediyoruz. Bu vesileyle Zeytin Dalı Harekatı'nda şehit olan sağlık personelimiz Burak Tatar'ı ve tüm şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anıyoruz." diye konuştu.
 
- "2019 yılında 42 yanık yatağı daha ilave edeceğiz"
 
"Genel Sağlık Sigortasının kapsamının genişletilmesi ve sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, kişi başı hekime müracaat sayımızı 3 kata yakın artırmıştır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte hedefimiz aile hekimliği sistemini güçlendirmek, birinci basamağa başvuru oranlarını yükselterek ikinci ve üçüncü basamağa gereksiz hasta başvurusunu azaltmaktır." açıklamasında bulunan Koca, hastanelerde koğuş tipi odalardan, tek ve iki kişilik nitelikli odalara geçileceğini söyledi.
 
Koca, Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın başında yüzde 6 olan nitelikli yatak oranının bugün itibarıyla yüzde 70'e çıktığını vurgulayarak, 2023'te tüm yatakların nitelikli olmasının hedeflendiğini bildirdi.
 
Bugün itibarıyla yoğun bakım yataklarının sayısal ve nitelik olarak ihtiyacı karşılayacak düzeye ulaştığını ifade eden Koca, "Kritik bakım eksikliği sebebi ile ölüme terkedilen hasta hikayeleri ülkemizin gündeminden çıkmıştır." değerlendirmesinde bulundu. Uzun süreli bakıma muhtaç hastalar için Palyatif Bakım Merkezlerinin artırıldığını aktaran Koca, "Bu kapsamda 4 bin 500 olan yatak sayımızı önümüzdeki yıl 4 bin 750'ye çıkartacağız." bilgisini verdi.
 
Yanık yatağı kapasitesin 15 yılda 15 kat artırdıklarını dile getiren Koca, "Yanık yatağına olan ihtiyacı karşılamak üzere 2019 yılında 42 yatak daha ilave edeceğiz." diye konuştu.
 
Evde Sağlık Hizmetleri ile 2012'den itibaren 1 milyon 200 bin kişiye hizmet sunulduğunu anlatan Koca, 2019'da bu rakamın 1 milyon 350 bin kişiye ulaştırılmasını hedeflediklerini söyledi. Koca, "380 bin olan takipli hasta sayımızı 2019'da 400 bine çıkarmayı hedefliyoruz." dedi.
 
"Misafir Anne Projesi" kapsamında yıllık ortalama 5 bin anne ve anne adayına hizmet verildiğini de aktaran Koca, sunumunda ayrıca sezaryenin kadın ve bebek sağlığını riske sokacak şekilde gereksiz yere yapılmasını önleme kararlılığında olduklarını vurguladı. Koca, şu ifadeleri kullandı:
 
"Bu konuda kamu hastanelerinde hedefimize ulaşmış durumdayız. Normal doğumu teşvik etmek ve endikasyon dışı sezaryen doğumları önlemek için 'Doğum Eylem Planı'nı' uygulamaya koyuyoruz. Ebelerin doğum süreçlerinde daha etkin rol almasını temin edeceğiz.
 
Doğum salonlarından doğum odalarına geçtik. Bu odaları annelerin kendilerini evlerinde hissedecekleri biçimde tasarlıyoruz. 43 olan Anne Dostu Hastane sayımızı 2019 yılında 70'e çıkaracağız, 12 sağlık tesisinde hidroterapi eşliğinde travay/suda doğum hizmeti sunuyoruz.
 
Birinci basamakta bin 80 gebe bilgilendirme sınıfı, kamu hastanelerimiz bünyesinde 363 gebe okulumuz ile gebe ve eşlerine yönelik doğuma hazırlık ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz."
 
- "Acil servis fiziki mekanlarını yeniden düzenliyoruz"
 
Koca, 2019 yılı için 11 MR, 11 Tomografi, 154 Ultrason, 1 LINAC, 4 Gamma Kamera, 2 PET-CT ve 1 Tomoterapi cihazını hizmete almayı planladıklarını aktardı.
 
Hastane acil servislerini yeniden yapılandırdıklarının altını çizen Koca, "Acil servislere başvuruları azaltmak için mesai dışı poliklinik hizmetleri başlatılmıştır. Hasta yoğunluğu fazla olan Eğitim Araştırma Hastanelerimizde acil servis fiziki mekanlarını yeniden düzenliyoruz. Acil servis akış süreçlerini iyileştirebilecek hususlarda denetim faaliyetleri yürütüyoruz. 'Acil Servislerin Amacı Dışında Kullanımının Önlenmesi İletişim Kampanyası'nı başlatıyoruz." diye konuştu.
 
Ağız ve Diş Sağlığı hizmetlerinde diş hekimi ve merkez sayısını artıracaklarını aktaran Koca, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Yatan hastalar için, günübirlik dahil, kanser ilaçlarının hastanelerimizce teminini zorunlu hale getirdik. Bu sayede, kanser ilaçlarına ihtiyacı olan hastaların ilaca erişimini kolaylaştırdık. Bakanlık Merkezinden toplu alımlar yaparak fiyat avantajı sağladık. Ayrıca özel sağlık kuruluşlarında kanser hastalarına yapılacak ameliyatlarda ilave ücret alınmasını engelledik."
 
Kadavradan organ naklinde önemli bir aşama kaydedildiğini ifade eden Koca, organ nakli bağış kazanım personel sayısını 8 bin 750'ye çıkarıldığını, yürütülen kampanyalarla da gönüllü bağışçı sayısı 385 bine ulaştığını söyledi.
 
Koca, ilik naklinde yabancı ülkelere bağımlılıktan kurtulmak için TÜRKÖK adıyla Ulusal Kemik İliği Bankası kurulduğunu, bu sayede 360 bin gönüllü bağışçı adayı sayısına ulaştıklarını belirterek, "921 hastaya TÜRKÖK bağışçılarından alınan hücrelerle nakil yaptık. 2018 yılında 461 akraba dışı nakil yapılan hastaların 381'i TÜRKÖK bağışçılarından nakil olmuştur. Bu sayede ülkemizde nakil olan hastaların kök hücrelerini kendi imkanlarımızla karşılama oranımız yüzde 80'e ulaşmıştır. 2019 yılında 550'den fazla hastaya TÜRKÖK aracılığıyla nakil yapmayı hedefliyoruz. Yurtdışından hasta taraması kabul edilmekte olup bu zamana kadar 12 hasta için yurtdışına kök hücre gönderilmiştir." diye konuştu.
 
- "Türkiye, bölgesinde önemli bir sağlık üssü olacak"
 
Bakan Koca, Türkiye'nin bölgesinde önemli bir sağlık üssü olmasını hedeflediklerine işaret ederek, "Bugün itibarıyla Sudan'da 150, Bangladeş'te 50, Somali'de 201 yataklı hastanelerimizle yöre halkına hizmet verilmektedir. Filistin'de 150, Nijer'de 44, Kırgızistan'da 72 yataklı hastanelerimizi 2019 yılında hizmete açacağız. Bunlara ek olarak Suriye'de Çobanbey, Mare, El-Bab, Afrin, Azez-el Ehli ve Cerablus'ta toplam 620 yatağı bulunan 6 hastaneyle sağlık hizmeti sunulmaktadır." dedi.
 
Türkiye'nin kendi geliştirdiği dünyadaki en geniş ölçeğe sahip kalite sistemi ile hastanelerini değerlendirdiğini aktaran Koca, "2017 yılında bin 279 hastanenin kalite değerlendirmesi yapılmış olup yüzde 68'i sağlık turizmi kapsamında sınır puan olan 85 ve üzeri kalite puanı almıştır. 2018 yılında şu ana kadar 421 sağlık kuruluşunu değerlendirdik. Değerlendirilen sağlık kuruluşlarının puan ortalaması 85'tir." diye konuştu.
 
Koca, hastanelerdeki tedavi kalitesini ölçmek ve iyileştirmek üzere Türkiye Klinik Kalite Programı oluşturulduğunu da anımsatarak, bu program kapsamında diyabet, doğum, diz protezi, kalça protezi, katarakt, KOAH, diş implantı, inme, prostat kanseri, kolorektal kanser, kronik kalp hastalığı olmak üzere 11 sağlık olgusuna ait standart ve klinik kalite göstergesi belirlenerek anlık olarak izlenmeye başlandığını söyledi. Koca, "5 yeni sağlık olgusu için daha standart ve klinik gösterge belirleme çalışmasını yürütüyoruz." açıklamasında bulundu.
 
- "Satın alma maliyetlerinde bölgesel farklılıklar ortadan kalkacak"
 
Sağlık Market'in de hayata geçirildiğini hatırlatan Koca, "İlk etapta amacımız tıbbi malzeme tedariğini kolaylaştırmak ve ülkenin her noktasından ulaşılabilen ulusal bir tedarik zinciri oluşturmaktır. Sık aralıklarla ve küçük paketli elektronik ihale modelini uygulayarak yerli ve küçük üreticinin korunması sağlanacaktır. Sistemde akredite test laboratuvarlarından geçmiş ürünlere yer verilerek kalite korunacaktır. Satın alma maliyetlerinde bölgesel farklılıklar ortadan kalkacaktır. Devlet ve üniversite hastanelerinin yanında özel hastaneler de bu sistemden yararlanabilecektir." diye konuştu.
 
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarının Türkiye'de de bilimsel çerçevede Bakanlığın denetim ve kontrolü altında yürütülmeye çalışıldığını ifade eden Koca, "Bu alanda bilimsel çalışmaları da kapsayan yapılandırılmış eğitimler planlanmış olup, üniversitelerce verilmektedir. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının sadece gerekli eğitimleri almış olan doktorlar eliyle yapılmasına izin verilmektedir. Bu uygulamalar hastanelerimizde Bakanlığımız tarafından belgelenen merkezlerde yapılmaktadır." bilgisini verdi.
 
"İnsan hayatının doğum öncesinden ölümüne kadar sağlığı ile ilgili tüm kayıtlarını tek bir elektronik dosyada tutmaya yönelik sistemlerimiz ve yapay zeka uygulamalarıyla gelecekte insanımızın sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmesinin altyapısını oluşturma gayreti içindeyiz." diyen Koca, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Merkezi Hekim Randevu Sistemi ile 2017 yılında 121 milyon randevu verildi. Bu yılın ilk 9 ayında ise randevu sayısı 100 milyonu geçti. Projenin başlangıcından bu yana verilen randevu sayısı 622 milyona ulaştı, 81 milyon vatandaşımızın yaklaşık 57 milyonu en az bir kez bu sistemden faydalanmıştır. Randevu alan vatandaşlarımızdan her gün yaklaşık 4 bin 500'ünü arayarak memnuniyetlerini değerlendiriyoruz."
 
Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) ile günde ortalama 6 bin kişiye hizmet verildiğini dile getiren Koca, başvuruların yarısının bilgi talebi, yaklaşık yüzde 20'sinin farklı hususlarda şikayeti içerdiğini söyledi.
 
Bu şikayetlerden çok azının doğrudan sağlık personeliyle ilgili olduğunun altını çizen Koca, "Günlük 600 binin üzerinde çalışanın olduğu, 1 milyon 2 yüz bin poliklinik muayenesi yapılan bir ortamda çalışana yönelik günlük ortalama şikayet sayısı 360'tır. Analizlerde özellikle şahsa yönelik şikayetlerin önemli bir kısmının sağlık personelinin hatasından kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır. Bu tür başvurular sağlık çalışanlarının gereksiz yere tedirgin olmasına fırsat vermeden çözüme kavuşturulacaktır." dedi.
 
- "e-Nabız Sistemi"
 
"e-Nabız Sistemi"nin de Türkiye'nin tüm sağlık kuruluşlarını bilgi sistemleri aracılığıyla birbirine entegre eden bir kişisel sağlık kaydı sistemi olduğunu anlatan Koca, sistemle vatandaşların tahlil, radyolojik tetkik, reçete ve ilaç bilgileri, acil durum bilgileri, teşhis, rapor gibi sağlık durumlarına ait her tür detaylı bilgiyi içeren sağlık kayıtlarına her yerden erişebildiğini, uygun gördüklerini hekimleri ya da yakınlarıyla da paylaşabildiklerini aktardı.
 
Sistemin 112 acil butonu ile acil durumlarda konum ve acil sağlık bilgilerinin 112 ekipleriyle paylaşabildiğini ifade eden Koca, doğru ekibin uygun zamanda hastaya yönlendirilmesine imkan verdiğini anlattı.
 
Koca, "2019 yılında hedefimiz, sistemin yapay zeka uygulamalarıyla ürettiği kişiye özel sağlık durum bilgisinin, vatandaşımıza otomatik gönderilmesini sağlayarak sağlığı korumak ve hastalıklara karşı bireysel duyarlılığın artışına aracılık etmesini sağlamaktır. Kapsamı ve içeriği bakımından dünyada benzeri olmayan ve birçok ülkenin ilgisini çeken bu sistemin başka ülkelere sistem ihracında da elimizi güçlendireceğine inanıyoruz." değerlendirmesini yaptı.
 
- "Tomografi ve MR'da yüzde 20'den fazla tasarruf oldu"
 
Sağlıkta İstatistik ve Nedensel Analizler (SİNA) projesi ile sağlık tesislerine ait tüm idari, mali ve tıbbi süreçleri artık merkezden canlı olarak takip edildiğini söyledi.
 
Bakan Koca, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Bin 750'den fazla sağlık tesisini entegre ederek dünyadaki benzerlerinden 20 kat daha büyük olan Sağlık Bakanlığı Teletıp Sistemi ile hekimler tıbbi görüntülere her yerden ve her zaman ulaşabildiği gibi, herhangi bir tıbbi görüntünün ülkemizin başka bir il ve hastanesindeki başka bir radyolog tarafından raporlanabilmesine ya da ikinci görüş vermesine imkan vermeye başlamıştır. Hastaların eski filmlerini yanlarında taşıma ihtiyacını ortadan kaldıran bu sistem sayesinde hekimler canlı ve görüntülü konsültasyon yapabilmektedir. Böylece gereksiz tekrarlar önlenerek tasarruf sağlanmaktadır.
 
Son üç ayda sistem MEDULA ile entegre edilmiş ve her yıl artış trendi de dikkate alındığında Tomografi ve MR görüntülerinde ülke çapında yüzde 20'den fazla tasarrufun ortaya çıktığı görülmüştür. Her 100 kişiden 6'sının yanlış branşa başvurduğu dikkate alındığında 2019 yılında devreye alacağımız e-Triaj Sistemi ile randevu alacak vatandaşlara elektronik ortamda hastalığı ile ilgili sorular yöneltmek suretiyle doğru branşa yönlendirme ve hastanelere ihtiyaç dışı başvuruyu azaltarak aile hekimliği uygulamasını güçlendirme şansına sahip olacağız."
 
- "e-Rapor Sistemi ile raporları elektronik ortama taşıyoruz"
 
Koca, e-devlet üzerinden vatandaşların kendi raporlarına erişebileceğini ve raporlar ilgili kurumlarla paylaşılarak bürokrasinin azaltılacağını belirterek, "Böylece her bir kamu kurumu için rapor almak zorunda kalınmayacak ve kurumlar bu raporlara ihtiyaç halinde elektronik ortamda erişebilecektir. Özellikle engelli vatandaşlarımız önündeki bir engeli daha kaldırmış olacağız." diye konuştu.
 
Doğum Bildirim Sistemi ile Kimlik Belgesi İşlemlerinin, doğumun gerçekleştiği sağlık tesisinde tamamlanarak bilgiler nüfus müdürlüklerine elektronik ortamda ulaştırıldığını ve nüfus müdürlüklerine gitmeye gerek duymadan Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartlarının adrese tesliminin sağlandığını anlatan Koca, "2019 yılında kimliklerin tüm ülkede nüfus müdürlüklerine uğramadan eve gönderilmesini sağlamış olacağız." bilgisini paylaştı.
 
"Ülkemizdeki tüm sağlık çalışanlarının kendi aralarında ve Bakanlığımızla olan iletişimini elektronik ortamda sağlamak ve doğru insan kaynağı planlamaları yapabilmek için çalışmalarına başladığımız Entegre Kurumsal İşlem Merkezimizi 2019'da devreye alacağız." diyen Koca, şunları kaydetti:
 
"Bu sistemle e-Devlet şifresi olan tüm sağlık profesyonelleri ve kamu özel tüm sağlık tesisleri bakanlığımızdaki her işlemi elektronik ortamda yürütebilecektir.
 
Kronik Hastalık Yönetim Sistemi ile 1. basamaktan başlayarak tüm sağlık tesislerinde kronik hastalıkları elektronik ortamda takip ederek toplam sağlık harcamalarının yüzde 70'inden fazlasını oluşturan bu mali yükü azaltmayı amaçlamaktayız.
 
Sağlık kayıtçılığında en güçlü aracımız dijitalizasyondur. Hastanelerimizin dijitalleşme seviyesini en küçük sağlık verisinin bile kayıt altına alındığı noktaya taşımayı amaçlıyoruz. Bu amaçla hastanelerimizde dijitalleşme seviyesini arttırdık. Dijitalleşme konusunda HİMSS yetkinlik belgesi alan 165 hastanesi ile ülkemiz toplamda 34 belgeli hastanesi olan tüm Avrupa kıtasının önüne geçmiştir."
 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "İki yılda sağlık alanında hizmette kalite çıtasını yükselten 8 bin 358 yataklı, 8 şehir hastanemizi vatandaşlarımızla buluşturduk. Yapımı devam edenler de tamamlandığında 30 bin 809 nitelikli yatağı hizmete almış olacağız." dedi.
 
Koca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Sağlık Bakanlığının 2019 yılı bütçesinin sunumunu yaptı.
 
Sağlık bilimi ve teknolojisi alanında Ar-Ge'ye dayalı bilgi üreterek, Türkiye'ye ve insanlığa hizmet etmek amacı ile kurulan Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı'nı (TÜSEB) sağlık alanında yapılacak araştırmaları organize eden, altyapı sunan, destekleyen, fonlayan ve kurumlarımızın bu anlamdaki altyapılarının geliştirilmesine katkı sağlayan bir yapıya kavuşturacaklarını ifade eden Koca, TÜSEB bünyesindeki "Aziz Sancar Ar-Ge Merkezi"nde 100 bin birey hedefli Türkiye Genom Projesini başlattıklarını aktardı.
 
Koca, "100 sağlıklı bireyden oluşan pilot faz tamamlandı. Diğer aşamaları ile ilgili çalışmalara devam ediyoruz. TÜSEB Ankara Yerleşkesi'nde 2019 yılında en ileri genetik çalışmaları gerçekleştirecek altyapıyı oluşturacağız." bilgisini verdi.
 
İlaç ve tıbbi cihazda yerlileştirme ve teknoloji transferinde TÜSEB'in aktif rol alması yönünde yeniden yapılandırma hazırlıklarını yaptıklarını belirten Koca, Ar-Ge çalışmaları yanında teknoloji transferi için de fon kullanabileceği yapının kazanılacağını söyledi.
 
ASELSAN ile tıbbi cihaz ve tanı kitlerinin üretimi amacıyla yapılacak Ar-Ge çalışmalarını kapsayan iş birliği protokolü imzalandığını anımsatan Koca, "Tüm üretim süreçleri ülkemizde gerçekleştirilen yerli aşımız Yetişkin Tip Tetanoz-Difteri Aşısını 2019 Ağustos ayı itibarıyla teslim almaya başlıyoruz. Hepatit A, Hepatit B, Suçiçeği ve Kuduz aşısının yerlileştirilmesi için gerekli çalışmaları tamamladık. Bunların da antijenden itibaren ülkemizde üretilmesini sağlayacağız." diye konuştu.
 
Bakan Koca, TÜSEB'in personel desteği ile Erciyes Üniversitesi Aşı Geliştirme Merkezinde aşı üretim çalışmalarının yapıldığına dikkati çekerek, "Bu kapsamda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Aşısı faz çalışmalarına devam ediyoruz." açıklamasında bulundu. Koca, ilaç alanında başlatılan millileşme çalışmalarının tüm sağlık ürünlerine yaygınlaştırılacağını vurguladı.
 
2018 yılında kamu ilaç harcamasının 30 milyar TL'ye ulaştığını ifade eden Koca, "Bu artışın temel sebepleri kronik hastalıkların görülme sıklığında artış, nüfusun yaşlanmasına bağlı ilaç kullanımının artması ve son derece pahalı yeni ürünlerin pazara çıkmasıdır. Ancak kullanım artsa da aldığımız tedbirlerle ilaç harcamalarımızı sürdürülebilir bir düzeyde tutmayı hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
 
Koca, son yıllarda yürütülen etkili saha çalışmaları ile antibiyotik bulunan reçete yüzdesinin 35'ten 25'e indirildiğinin altını çizerek, psikiyatri ve solunum sistemi ilaçlarının uygunsuz kullanımını azaltmak üzere çalışma başlattıklarını dile getirdi.
 
Fahrettin Koca, ilaçta yerelleşmeye ilişkin şunları söyledi:
 
"Bugün ülkemizde tükettiğimiz her 100 kutu ilacın 80'ini ülkemizde üretiyor hale geldik. Ancak bu rakam değer bazında yüzde 46 seviyesinde kalmıştır. Bu da katma değeri daha yüksek ürünleri yerelleştirmemiz gerekliliğinin bir göstergesidir. Sanayimizin kapasite kullanım oranı yüzde 65'lerden yüzde 75'lere çıktı. İstihdamda da 35 binler seviyesini yakaladık."
 
Sağlık çalışanlarının sayısının 630 bini Sağlık Bakanlığı bünyesinde olmak üzere 1 milyonu aştığını belirten, "Halen gelişmiş ülkelerin rakamlarına ulaşmaktan uzaktır." dedi.
 
2002 yılında uzman hekim başına düşen nüfus oranları arasında illere göre 13 kat fark olduğunu anlatan Koca, bugün bu farkın 3 kata indiğine işaret etti.
 
- "15 yılda 3 bin 216 sağlık tesisini tamamladık"
 
Koca, "Bugüne kadar Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında 15 yılda 3 bin 216 sağlık tesisini tamamladık. Bunların 2 bin 128'i birinci basamakta hizmet veren tesisler, 617'si ise ikinci ve üçüncü basamakta hizmet verecek hastanelerdir. Önümüzdeki yıl 67 hastaneyi daha hizmete alarak, 6 bin 480 nitelikli yatak kapasitesi daha kazandırmayı hedefledik." diye konuştu.
 
10 bin kişiye düşen hastane yatak sayısının Türkiye'de 28 iken OECD ortalamasının 47, AB ortalamasının ise 50 olduğu bilgisini paylaşan Koca, "2019-2021 yılları arasında 19 bin 782 yataklı 168 hastanemizi tamamlamayı hedefliyoruz. Uygulama projesi tamamlananlar ve ön fizibilitesi yapılan 242 proje ile birlikte toplam 22 bin 296 yataklı sağlık tesisimizi planlamış bulunmaktayız." dedi.
 
- "2019'da 2 şehir hastanesi hizmete girecek"
 
Şehir hastaneleri projesiyle Türkiye'de geleceğin hastanelerini inşa etmeye, vatandaşlarla buluşturmaya başladıklarının altını çizen Koca, "Şehir hastanelerini sağlıkta gelinen ve hizmetin alınabildiği son nokta olarak planlıyoruz. Şehir hastaneleri ile sadece geleceğin hastanelerini inşa etmekle kalmıyor, aynı zamanda mükemmeliyet merkezleri ile birlikte ülkemize katma değer üretmeyi hedefliyoruz." değerlendirmesini yaptı.
 
Sağlık Bakanı Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"İki yılda sağlık alanında hizmette kalite çıtasını yükselten 8 bin 358 yataklı, 8 şehir hastanemizi vatandaşlarımızla buluşturduk. Yapımı devam edenler de tamamlandığında 30 bin 809 nitelikli yatağı hizmete almış olacağız.
 
Geçtiğimiz yıl açılan bin 550 yataklı Adana Şehir Hastanesi, 755 yataklı Isparta Şehir Hastanesi, bin 294 yataklı Mersin Şehir Hastanesi, 475 yataklı Yozgat Şehir Hastanesi, bin 38 yataklı Elazığ Şehir Hastanesi ve 60 Üniteli Ağız ve Diş Hastanesi, 29 Ekim tarihinde hizmete giren bin 81 yataklı Eskişehir Şehir Hastanesi, 29 Ekim tarihinde 558 yataklı Manisa Şehir Hastanesi hizmete girmiştir. Bu yılsonuna kadar da 3 bin 704 yataklı dünyanın üçüncü büyük şehir hastanesini Ankara'da açacağız."
 
- "500 sağlık tesisi Sağlık Turizmi Yetki Belgesi aldı"
 
Bakan Koca, Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi (USHAŞ) vasıtasıyla potansiyelin daha da ortaya çıkarılacağını belirterek, Türkiye'yi sağlık turizminin ve uluslararası sağlık eğitiminin önemli bir merkezi haline getirmek istediklerini dile getirdi.
 
Türkiye'nin sağlık turizmi açısından pek çok avantaja sahip olduğuna dikkati çeken Koca, "4 saatlik uçuş mesafesinde 57 ülke ve 1,5 milyar nüfus bulunmaktadır. Uygun fiyata kaliteli sağlık hizmeti veriyoruz. Yeni teknolojilerin tamamına sahibiz ve yetişmiş sağlık profesyonellerimiz var. Hastaların bekleme süresi Avrupa ülkelerine göre çok kısadır." dedi.
 
Sağlık turizmi alanında tesisleri yetkilendirmeye devam ettiklerini vurgulayan Koca, 500 sağlık tesisinin Sağlık Turizmi Yetki Belgesi aldığını söyledi.
 
Sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında sunulan sağlık hizmetleri fiyat tarifesini oluşturduklarını anlatan Koca, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı tarafından sağlık turizmi yetki belgesi alan sağlık tesisleri ve aracı kuruluşlara teşvik verilmesi sağlandı. Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin kuruluş çalışmalarına başladık. Hedef ülkelere ofisler açarak sağlık açısından ülkemizin tanıtımını üstlenip, ülkemize hasta transferini kolaylaştırıcı tüm önlemleri alacağız. Diğer ülkelerin sosyal güvenlik kurumları ve özel sigorta şirketleri ile yapılacak sözleşmelerle sağlık turizmini destekleyeceğiz.
 
Altı dilde 7/24 hizmet veren Uluslararası Hasta Destek Birimi Tercümanlık ve Çağrı Merkezi (UHDB) açtık. Üniversite, devlet veya özel hastane ayrımı yapmaksızın ülkemizdeki tüm sağlık hizmetlerini dünyanın her yerinden, tek bir portal üzerinden erişilebilir ve ulaşılabilir hale getiriyoruz.
 
Sağlık turizmi açısından büyük öneme sahip termal kaynaklara sahibiz. Bu kaynaklarla birlikte fizik tedavi ve rehabilitasyon ve yaşlı bakım hizmetleri konusunda Dünya'da önemli bir konuma geleceğimizi düşünüyoruz. Bu amaçla gerekli mevzuat ve bilişim altyapılarını geliştiriyoruz."
 
Koca, sağlık turizminde 2023 yılı hedefleri doğrultusunda 1 milyon 500 bin sağlık turistine Türkiye'de sağlık hizmeti sunulmasını amaçladıklarını bildirerek, "10 milyar dolar Medikal turizmi geliri elde etmek, sağlık turizminde dünyada ilk sıralarda yer almak, sağlık turizmi alanında ülkemizi marka haline getirmektir." diye konuştu.
 
Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının yanı sıra, bağlı ve ilgili kuruluşlarının 2019 yılı bütçesi hakkında bilgi veren Koca, "Merkezi Yönetim Bütçemiz içinde bulunduğumuz 2018 yılı için 37 milyar 914 milyon TL iken, 2019 için yüzde 28,7 artışla 48 milyar 783 milyon TL olarak planlanmaktadır. Bakanlığımızın ve bağlı kuruluşlarımızın toplam bütçe dağılımına bakacak olursak, döner sermaye bütçesi dahil Sağlık Bakanlığı 96 milyar 137 milyon, bağlı ve ilgili kuruluşlar olan Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 139 milyon, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 157 milyon, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının 50 milyon TL olarak planlandığını görmekteyiz." ifadesini kullandı.
Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER