Lidere Selam Durun!

Ülkemizin terörle sınır ötesi mücadele halinde olduğu şu günlerde oynadığımız Fransa maçı bizim için bir futbol maçından çok daha fazlasını ifade ediyordu kuşkusuz. Milli duygularımızın kabardığı, birçoğumuzun kendini İsviçre maçındaki Alpay Özalan gibi hissettiği bir akşamda mağlubiyet düşünülemezdi, karşımızda son dünya şampiyonu olsa bile. Nitekim ay-yıldızlı millilerimiz bu hislerle hazırlandığı Fransa deplasmanından başı dik şekilde, inadına asker selamı vererek, altın değerinde bir puan ile ayrıldı; göğsümüzü kabarttı.

Duygu yoğunluğunun çok fazla olduğu bu tarz maçlarda teknik – taktik tabii ki ikinci plandadır ancak takımımızın bu mücadelede sadece milli duygularla oynayarak bir puan aldığını söylemek tüm oyuncularımıza haksızlık olur. İnancının yanına taktik disiplini ekleyen, çok iyi kapanan, rakibe alan vermeyen bir yapı ile sahadaydı millilerimiz. Neden elemelerin en az gol yiyen takımlarından biri olduğumuzu kanıtlarcasına oynadılar. Savunmamız rakip ataklara çok iyi direndi, onların geçildiği yerlerde de Mert Günok devreye girdi ve kalesini birçok tehlikeli akında gole kapatarak bir puanda büyük pay sahibi oldu. Ancak bu elemelerde yediğimiz diğer iki gol gibi yine duran toptan yedik golü. Ah bir de şu ezelden beri yakamızı bırakmayan hastalığa çare bulabilsek… Olacakları düşünemiyorum…

Kadro yapılanmamız açısından bakıldığında ise Fransa gibi bir rakip karşısında üstelik Fransa’da üç puan alabilmeyi bize düşündürecek bir kaliteye sahibiz. Tecrübeli isimlerin yanına eklenecek Abdulkadir Ömür, Yusuf Yazıcı, Uğurcan Çakır, Merih Demiral, Çağlar Söyüncü, Cengiz Ünder, Zeki Çelik, henüz ümit milli takımımızda oynayan Halil Dervişoğlu, Berkay Özcan, Orkun Kökçü, Mert Çetin ve daha niceleri… Böyle bir oyuncu havuzu ile başarı için ümitlenmemek elde mi?

Yazımın sonunda ilk paragrafta bahsettiğim milli duygularımızın vücut bulmuş hali olan Merih Demiral’a ayrı bir parantez açmak istiyorum. Birçoğumuz seni geçen sene Alanyaspor’da Trabzonspor’a attığın maç kazandıran golle tanıdık. O gün üzülmüştük ama şimdi düşünmeden diyorum ki “İyi ki attın Merih, iyi ki tanıdık seni” O golün bize bu hisleri yaşatacak gelişiminin başlangıcı olduğunu bilseydik zerre üzülür müydük? Ve dün canını dişine takıp oynayarak, golden sonra arkadaşlarına selam vermeyi hatırlatarak gönüllerimizi bir daha çıkmamak üzere fethettin. Ve maç sonunda tüm dünyaya dedin ki: “Fazla söze gerek yok, ne mutlu Türk’üm diyene!”

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.