Montaigne’den Esintiler..

Bazı hakem hataları, ‘hataları’ diyelim biz ona, sakatlıklar, eksiklikler de olsa mağlup olunmuş bir Göztepe maçının ardından Avrupa’da bir formalite maçına çıktı Trabzonspor. Göztepe maçında aldığı darbe sonucunda sakatlığı bulunan Sosa ve Alanyaspor maçına verilen önemden ötürü Pereira dinlendirilmek üzere götürülmedi Rusya deplasmanına. Abdulkadir Parmak, Mikel, Ekuban, Ömür, Sturridge gibi isimlerin olmadığı bu ortamda Ünal Karaman haliyle birçok genci kamp kadrosuna dâhil etti.

Fakat nasıl bir 11 ile çıkılacağı muammaydı. Malum lig uzun bir maraton, sakatlıkları cezalıları olabiliyor. Bir teknik direktör olarak Ünal Hoca da elinde bulunan potansiyelli futbolcuları görebileceği en ciddi kulvarda sahaya sürdü. Gruplarda iddiası devam eden rakip ise tam kadro sahadaydı. Bu düzlemde sahaya üçlü savunma ile çıktı Trabzonspor. Hafızam yanıltmıyorsa bu Ersun Yanal’ın 2016/17 sezonunda içerdeki Osmanlıspor maçındaki denemesinden bu yana ilk denemeydi.

Hazırlık kampından beri görmediğimiz Serkan Asan, Muhammet Akpınar, Abdurrahim Dursun gibi gençleri bugün görmek güzel oldu. Onları eğiten altyapıdaki hocaları da görmüştür umarım. Özellikle temelde eksik olmaları direkt onlara yazar. İlk kontrol, çevre kontrolleri, oyun görüşlerindeki zayıflıklar, pas tercihleri ve zamanlamaları bir hayli kötüydü fakat buna rağmen istekli oluşları ve onlara verilen formanın hakkını vermeleri için mücadele etmeleri günün en güzel kazanımıydı.

Öte yandan maça iyi başlanılsa da rakibin etkili oyuncuları sahaya ağırlıklarını koyunca skoru da bulmaları içten bile olmadı. Trabzonspor’un özellikle yerleşim konusundaki zafiyetlerinden faydalanan Krasnodar istediği zaman kolay pozisyona girdi. Bunu orta sahadaki kalite düşüklüğüne bağlasam da duran toplardaki yerleşim sorunları halen devam ediyor. Bu problemin geçen sezondan beridir devam ettiğini düşünürsek teknik ekibe burada bir eleştiri yöneltmek hakkımız. Üç stoper ile çıkılan maçta duran toptan gol yemek ve hücumdaki duran toplarda tehlike yaratamamak buradaki sorunun en açık göstergesidir.

Fakat sonuçtan ve oynanan futboldan bağımsız olarak bu maç alternatif düşünülen ve zorlu maratonda ihtiyaç duyulabilecek futbolcuların ne derece hazır olduklarını görmek açısından güzel ve eğitici bir deneme oldu. Bir parantez de Avdijaj’a açmak gerekiyor. Büyük beklentimin olduğu Kosovalı, Göztepe maçında ikinci yarı başı oyuna girip maç bitmeden kenara alınmasının ardından “Herhalde olmayacak” dedirtse de bugün bir hayli istekliydi. Buna rağmen halen basit oynamaya karşı verdiği savaş ile aslında ince bir ipin üzerinde yürüdüğünün farkında değil.  

Sezon başı Avrupa Ligi Elemeleri’nde Sparta Prag ve AEK gibi güçlü sayılabilecek iki rakibi de çetin mücadeleler sonucunda geçerek gelinen grupların hikâyesi, eksikler dolayısıyla yedek futbolcuların durumunu görmek, onları hazır tutmak için oynanan bir kulvar haline gelmemeliydi. Bu anlamda bu hikâye hazin bitmeyebilirdi. Şimdiden dua edelim ki, önümüzdeki sezon buralara daha hazır daha güçlü gelebilelim.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.