Ölümü gösterdiler, vereme razı ettiler

Taraftarların büyük bir kesimi ilk maçın ardından turu geçtik diyor, Fenerbahçe maçını düşünüyordu. Belki rakibine deplasmanda 3 gol attın fakat iki ayaklı maçlarda her zaman için bir umut vardır. İşte AEK dün bu umudun peşinden yürümek istediyse de başaramadı, hem de o kadar yaklaşmasına rağmen.

Maçı sadece Obi Mikel, Sosa, Parmak üzerinden okumak yanlış olur. Fakat oraya değinmek gerekirse; henüz formaya alışmamış, fiziken düşük, vücut dilinden anlaşıldığı kadarıyla isteksiz bir Mikel vardı. Sosa ile Parmak’ın sıkıntısı, bu ikilinin birbirine alışmış olması ve Mikel ile göbekte rol paylaşımı konusunda sıkıntı yaşamalarından ötürü orta sahadaki tüm organizasyonların aksamasından kaynaklı. Elbette aşılamayacak bir durum değil bu. Milli takım arası bu anlamda çok şeye gebe olacak.

Trabzon’daki Prag maçı, Malatyaspor maçı ve AEK maçının ilk yarısında net olarak gördüğüm bir şey var. Takım aslında istediği zaman kendi oyununu aksaklıklar da olsa oynayabiliyor ve pozisyon üretebiliyor fakat son paslar, son kararlarda mental problemler yaşanıyor. Derler ya hani, “En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.” diye. Saydığım üç maçta golle sonuçlanabilecek belki de on gol pozisyonunu cömertçe harcadı Trabzonspor. Dün ilk yarıda maç 0-0 devam ederken birkaç pozisyonda bu karasızlıkları yaşadı takım. Biri dahi gol olsa rakibin mental anlamda düşebilir daha sakin ve daha rahat oynayıp turu rahat geçebilirdin ama Trabzonspor’un genlerine nüfuz etmiş olan kolay işi zor yoldan yapmak dün de kendini gösterdi. Eğer Sosa, Pereira gibi büyük karakterleri ve Nwakaeme gibi imdat çekici olmasaydı bugün kurayı konuşuyor olmazdık.

Yusuf Sarı’ya kısaca değinmek gerekirse istekli fakat tecrübesizliği onu çok geri düşürüyor. Oyundan çıkmadan önceki pozisyonda herkes şaştı kaldı. Sosa top ayağındayken, Yusuf’a uygulamalı olarak ve kızarak nereye koşması gerektiğini gösterdi ve Yusuf öyle hareketlendi. Formayı giymek istiyorsa daha sıkı çalışmalı ve sadece sahada öğrenmemeli.

Ufak bir serzenişim de tribünlere. Heyecanınız neden bu kadar düşük? Basiretsizliklerle geçen bir sezonun ardından Avrupa’ya bir 90 dakika kadar uzakken, takıma itici güç olmak, evi kaleye çevirmek için daha ne olması gerekiyor? Bu takımın bir şeyler başarmasını istiyorsanız, anlık yükselişleri en kısa sürede bırakmalı, maçın tamamına konsantre olmalı ve “Tek Yumruk” halinde hareket etmelisiniz.

Kura heyecanını herkes özlemiş, inşallah kura sonrası da bu heyecan devam eder. Malum kuralarla arası pekiyi değil Trabzonspor’un. Dün gördük ki direklerle olan imtihanı bir süre daha sürecek. Kura’da şans tüm takımlarımızın yanında olsun, katsayı konusunda darda olduğumuz şu günlerde puanlara çok ihtiyacımız var.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.