Turu "Kurban" Etmeyelim

Maç başlamadan önce kağıt üzerinde bakıldığında, lige başlayalı 4 hafta olmuş, hazır bir Sparta Prag, diğer tarafta transferlerini henüz bitirmemiş, eksikleri olan ve hazır olmayan bir Trabzonspor görüyorduk. Nitekim maçın ilk 10 dakikasında iki takım arasındaki fizik farkı ve takım uyumu kendini belli etti. Daha derli toplu, ne yaptığını bilen bir Sparta’nın karşısında hazırlık maçlarından farklı olarak ilk defa izlediğiniz bir 11 vardı. Özellikle Obi Mikel, Trabzon’a gelmesinin ve antrenmanlara çıkmasının üstünden 1 hafta geçmişken Çekya deplasmanında ilk 11’de başlaması beni şaşırttı. Özellikle hem fiziki açıdan hem takım uyumu açısından beklediğim bir seçim değildi.

Maç aşağı yukarı ortada başlayıp gitse de tam manasıyla isteklerini yapamayan, yerden kısa paslarla çıkmaya çalışan ama başaramayan bir Trabzonspor vardı. Buna bağlı olarak birinci bölgede rakibini karşılayan, dersine çalışmış Sparta’yı gördük. Genel boy ortalaması düşük olan bordo mavililerde geçen sezonun kanayan yarası duran top zaafiyetinin kendini göstermesiyle ve Uğurcan’ın da zamanlama hatasıyla kalesinde golü gördü. Golden sonra Nwakaeme ile biraz kıpırdanmalar olsa da geçen sezondan farklı olarak Yusuf’un eksikliğinin net belli olduğunu düşünüyorum. Nitekim Yusuf sahada olduğunda kanatlarda yaptığı üçgenler, ortada girdiği pas bağlantıları, oyun kurulmasında çok önemli bir yer tutuyor, Trabzonspor’un ileri çıkmasına ve üçüncü bölgeye yerleşmesinde etkili oluyordu.

İkinci yarıya Sorloth – Mikel değişikliği ile başlayan Ünal Karaman, geçen sezon bazı maçlarda da olduğu gibi Ekuban’ı sağa, Abdülkadir Ömür’ü ortaya aldı ve takım biraz olsun silkelenerek daha oturaklı bir futbol oynamaya başladı. Buna rağmen yine de üçüncü bölgede tam manasıyla etkili olunamayan dakikalarda kalesinde ikinci golü gördü. Birçok insan “Daha yeni geldik bari Playoff’ları görseydik.” demiştir. Yenilen gol herkesi üzse de takımda şok etkisi yarattı ve oyuncular biraz daha kendine geldi. Bu manada yenilen gol hayırlı oldu diyebiliriz. Tabii ki bunda Sparta’lı futbolcuların rahatlaması ve biraz rehavete kapılmasının da payının olduğunu söyleyebiliriz. Kendi sahasına çekilen Prag, Ekuban ve Sorloth’un golüne, yani Trabzonspor’un dönüşüne engel olamadı. Eksiklerini daha net gören teknik ekip, takımı rövanş maçı için daha iyi hazırlayacaktır.

Oyun üzerinde elbette konuşulacak çok şey var fakat oyundan ziyade konuşulması gereken konu, transferlerin çoğu kampa yetişse de gerekli mevkiiler konusunda geç kalındı. Özellikle geçen sezon biterken herkesin ortak görüşü; iyi bir santrfor, bir ya da iki net stoper ile şampiyonlukta favori olunabileceğiydi. Bu maçın üstünden bunları konuşmak ne kadar doğru bilemem fakat yapılan stoper transferleri daha erken olsa ve bu oyuncular kamp görse nasıl olurdu diye sormak gerekiyor. Yönetim çok çalışıyor burda hakları yenilemez ama böyle kritik bir öneme sahip konuda daha dikkatli ve hızlı davranılabilirdi.

Velhasıl Trabzon’a bıraktığımız bir tur var. Dolu ve coşkulu tribünler ile turu geçmek ve çifte bayram yaşamak hayal değil. Elenmek demek, büyük umutlarla başlanan Dozer Cemil sezonunu tehlikeye atmak demek. Turu 'kurban' etmeyelim.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.